Epstein Meselesi

Epstein Meselesi

Güncel bir olay olan Epstein meselesi ve bizlere hissettirdikleriyle ilgili psikolojik/felsefik bir blog yazısı.

Epstein Olayları Neden Bizi Bu Kadar Korkutuyor?

Epstein olayı hepimize nasıl bi dünyada yaşadığımızı sorgulatıyor ve asıl meselemiz de bu sorgulamalar ve düşüncelerle birlikte gelen güvende hissetmemenin verdiği korku duygusu.

Güvenilirlik, insanların birbirlerinde en çok görmek istediği sıfattır. Evet, iyi kalpliden, dürüstten, saygılıdan ve daha pek çok sıfattan önce biz kendimize en çok güvenilirlik sıfatını yakıştırırız (Demirutku ve Metin-Orta (2018). Oysa Epstein, güvensizliğin ta kendisi. 

Radikal Kötülüğe Karşı Radikal İyilik

Bu uç taraftaki radikal kötülükler; bende radikal iyiliklerden bahsetme, bu taraflara bakışlarımı çevirme ve bunları hatırlama ihtiyacı hissettiriyor. Bir yatıştırma gibi.

Geçenlerde okuduğum Khaled Hosseini’nin Ve Dağlar Yankılandı kitabında bir cümle vardı: “J’aurais dû être plus gentille- daha yumuşak olmalıydım. İşte bu, yani sevecenlik, bir insanın asla pişman olmayacağı tek şey. Yaşlandığında kendine kesinlikle şöyle demezsin: Ah, keşke şu şu kişiye iyi davranmasaydım. Bunu söylemek aklına bile gelmez.”

Bağ Kurmak ve Zihinsel Sağlık

Nezaket gösterdikçe, bağ kurdukça, güzel işleri sınır gözetmeden çokça yaptıkça hayatımız derin bir anlam kazanır. Başkalarının sıkıntılarının bizde de sıkıntı yaratabildiğini ve bebekliğimizden beri bu sıkıntılara yanıt verme eğiliminde olduğumuzu, yanıt verdiğimizde de beynimizde ödül etkisi oluştuğunu bilim dünyası bize söyler.

Nelson ve arkadaşları (2016) gibi araştırmacılar daha ileri gidip başkasına yapılan küçük iyiliklerin aslında daha büyük ve kalıcı bir mutluluk kaynağı olduğunu, ne kadar çekici olursa olsun mutlu olmak için kendimize iyilik yapmanın ise nötr bir etkisinin olduğunu tespit etmişlerdir.

Kötü İyiden Güçlü Müdür?

Beynimiz hayatın olumsuz yanlarına odaklanıp olumluları görmekte zorlanır. 

Her ne kadar kötü iyiden daha güçlüymüş gibi hissettirse de bu bir yanılgıdır. 'Olumsuzluk yanlılığı' dediğimiz bu durum, kendimizi ve sevdiklerimizi korumak için evrimsel açıdan işlevsel bir eğilimdir. Bizi hayatta tutar. Ancak her şey gibi bunun da fazlası bize zarar verip, işlevselliğimizi azaltır. 

Kontrol Alanımız

Tüm bu hem kendi yaşam deneyimlerimizle ve hem de araştırma verileriyle desteklenmiş iyiliklere bakışlarımızı çevirelim.

Her ne kadar çaresizlik ve ümitsizlik gibi duygular getirdiğini hissetsek de başkalarının davranışlarını değiştirecek gücümüzün olmadığı ve bunlardan sorumlu olmadığımız gerçeğini kabul edelim. Bu kabulün ardından gelen iyilik hâlini gözlemleyelim.

Son olarak kendi davranışlarımız üzerinde kontrol sahibi olma lütfunun hakkını verelim. 

Kaynakça:

1) Demirutku, K., & Metin-Orta, İ. (2018). 359 Türkçe kişilik sıfatının beğenirlik değerlendirmeleri [Desirability ratings for 359 Turkish personality adjectives]. Türk Psikoloji Yazıları, 21(42), 89–104. https://doi.org/10.31828/tpy.13019961.2018.42.02.06
2) Nelson, S. K., Layous, K., Cole, S. W. ve Lyubomirsky, S. (2016). Do unto others or treat yourself?The effects of prosocial and self-focused behavior on psychological flourishing. Emotion,16(6), 850-861. doi:10.1037/emo0000178

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Bebeklerle yapılan çalışmalarda 13 aylık bebeklerin bile yardım etme davranışları gösterdikleri tespit edilmiştir.
Bu bir bilişsel çarpıtma, bir yanlılık. Evrimsel açıdan hayatta kalmak üzerine evrildik. Kendimize zarar verebilecek en ufak ayrıntıları bile farkedip, bunlara takılabilmemizin nedeni bu.
Öncelikle neyi ne kadar değiştirebilecek ve kontrol edebilecek yetimizin olduğunu fark edelim. Hava durumunu değiştiremeyeceğimiz gibi insanların davranışlarını da değiştiremeyiz. Nasıl davrandığımız gibi bizim kontrolümüzde olan alanlara odaklanarak bu hissi değiştirebiliriz.
Etiketler
epsteinradikal kötülükçaresizlik
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış