Travmatik Olayların Yaşamımız Üzerindeki Görünmez Etkileri
Travmatik deneyimlerin düşüncelerimizi, duygularımızı, bedenimizi ve ilişkilerimizi nasıl etkilediğini; izlerin neden kalıcı olabildiğini bu yazıda ele alıyoruz
Travmatik Olay Nedir? Travma Olaydan Çok Deneyimdir
Travma, yaşanan olayın kendisinden çok, kişinin o olayı nasıl deneyimlediği ile ilgilidir. Aynı olay bir kişi için yönetilebilirken, bir başkası için başa çıkılamaz ve sarsıcı olabilir. Çünkü travma; kişinin o anda sahip olduğu psikolojik kaynaklar, önceki yaşam deneyimleri, destek sistemi ve olay sırasında hissettiği çaresizlik düzeyiyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle travmayı yalnızca “büyük ve olağanüstü” olaylarla sınırlamak yanıltıcıdır; bazen uzun süreli duygusal ihmal, görünmez ama derin izler bırakabilir.
Travmatik Olaylar Zamanla Nasıl Etki Etmeye Devam Eder
Travmatik bir olay sona erdiğinde etkileri her zaman bitmez. Zihin, tehdit algıladığı deneyimi geçmişte bırakmakta zorlanabilir ve bu durum, kişinin bugünkü yaşamında tetiklenmeler yoluyla kendini gösterebilir. Bazen benzer bir ses, bir bakış ya da bedensel bir his; olayla doğrudan bağlantılı olmasa bile yoğun duygusal tepkileri yeniden ortaya çıkarabilir. Bu nedenle kişi, “neden böyle hissediyorum” sorusunu sıkça sorar. Travmanın zamansal etkisi, geçmiş ile şimdi arasındaki sınırın bulanıklaşmasıyla ilgilidir.
Travmanın Duygular, Beden ve İlişkiler Üzerindeki Yansımalar
Travmatik deneyimler yalnızca düşüncelerimizi değil; duygularımızı, bedenimizi ve başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri de etkiler. Kişi yoğun kaygı, öfke, suçluluk ya da donukluk yaşayabilir. Bedensel düzeyde ise sürekli tetikte olma, çabuk irkilme, uyku ve sindirim sorunları görülebilir. İlişkilerde yakınlıktan kaçınma ya da tam tersi şekilde aşırı bağlanma ortaya çıkabilir. Tüm bu tepkiler, kişinin zayıflığından değil; sisteminin kendini koruma çabasından kaynaklanır.
Herkes Aynı Olaydan Neden Aynı Şekilde Etkilenmez?
Travmatik bir olayın etkisi kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bunun nedeni; bireyin geçmiş deneyimleri, çocuklukta kurulan bağlanma örüntüleri, duyguları düzenleme kapasitesi ve olay sırasında yalnız mı yoksa desteklenmiş mi hissettiğidir. Aynı olay, bir kişi için geçici bir stres kaynağıyken, bir başkası için benlik algısını ve dünyaya bakışını kökten sarsabilir. Travmayı belirleyen şey olayın şiddeti kadar, kişinin o anda ve sonrasında kendini ne kadar güvende hissettiğidir.
Travmayla Çalışmak: Fark Etmek İyileşmenin Başlangıcı
Travmatik deneyimlerin etkileriyle çalışmak, geçmişi silmekten çok, yaşananların bugünkü tepkilerle olan bağını kurabilmeyi içerir. Kişi bazı duygularının, düşüncelerinin ya da ilişkisel zorlanmalarının kökenini fark ettikçe kendine karşı daha anlayışlı bir tutum geliştirebilir. Bu farkındalık, travmanın yaşamı sessizce yönetmesini azaltır ve kişinin bugünle temasını güçlendirir. İyileşme, her şeyin tamamen geçmesi değil; yaşananların hayat üzerindeki etkisinin dönüşmesidir.
Travmatik olaylar geride kaldığında, etkileri her zaman aynı hızda kaybolmayabilir. Ancak bu etkilerin farkına varmak, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiyi dönüştürme gücü taşır. Yaşananları anlamlandırmak; duygulara, bedensel tepkilere ve ilişkilere daha şefkatli bir yerden bakabilmeyi mümkün kılar. Travma hayatın tamamı olmak zorunda değildir; üzerine çalışıldığında, kişinin yaşamla bağını yeniden kurmasına alan açabilir.
Travmatik deneyimlerin yaşamını nasıl etkilediğini anlamak ve bu etkilerle yalnız kalmamak için, profesyonel destek almak iyileşme sürecinde önemli bir adım olabilir.
Kaynakça:
Van der Kolk, B. (2014). Beden Kayıt Tutar. İstanbul: Psikonet Yayınları.
Levine, P. A. (2010). Travma İyileşmesi. İstanbul: Butik Yayıncılık.
Şar, V. (2017). Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Dissosiyasyon. İstanbul: Türkiye Klinikleri.