Aidiyet Hissi Neden Bu Kadar Zorlaştı

Psikolog Cansu Cifci

Aidiyet Hissi Neden Bu Kadar Zorlaştı

Bir yere, birine ya da kendimize ait hissetmek ne demek, gelin birlikte inceleyelim.

Aidiyet: Bağlılık

Aidiyet hissi, yaşamın çok erken dönemlerinde, özellikle bakım verenle kurulan ilk duygusal bağla şekillenmeye başlar. Bebek için bu bağ, sadece fiziksel ihtiyaçların karşılanması değil, aynı zamanda kabul görme, değerli hissetme ve güvende olma duygularının da temelidir. Freud’un kuramında bu ilk ilişkiler, benlik gelişiminin ve sonraki tüm bağlanma örüntülerinin altyapısını oluşturur. Eğer kişi erken dönemde tutarsız, uzak ya da yetersiz bir bakım deneyimlediyse, ileriki yaşamda aidiyet kurma becerisi zorlaşabilir. Terapi süreci, kişinin bu erken bağlanma deneyimlerini anlamasına ve bugün kurduğu ilişkilerde daha sağlıklı bir aidiyet hissi geliştirmesine yardımcı olabilir. Aidiyet, sadece dışsal bir bağ değil; kişinin içsel güven duygusuyla da yakından bağlantılı gözükmektedir. 

Neden Bir Yere Ait Hissedemiyorum

Aidiyet duygusu, temelde “güvende hissetmek” ve “görülmek” ihtiyaçlarıyla bağlantılıdır. Eğer bu ihtiyaçlar erken dönemlerde yeterince karşılanmadıysa, kişi ilerleyen yaşlarda da kendini bir grubun parçası olarak görmekte zorlanabilir.

 

Zamanla bu durum şu şekilde hissedilebilir:

 

  • Bulunduğun ortamlarda “uyumsuz” ya da “yabancı” hissetmek
  • Kabul edilme kaygısı yaşamak
  • İnsan ilişkilerinde geri çekilmek
  • Kalabalıklar içinde bile yalnız hissetmek

 

 

Terapötik açıdan bakıldığında, bu hissin temelinde bağlanma biçimleri, benlik algısı ve erken dönem ilişkisel deneyimler yer alabilir.

Aidiyet duygusu; güvenli ilişkiler, anlamlı sosyal bağlar ve kişinin kendi değerini fark etmesiyle yavaş yavaş gelişir.

Kendini Yabancı Hissetmek: İçsel Bir Uyum Arayışı

Kendini yabancı hissetmek, yalnızca bulunduğun yerle ya da insanlarla ilgili değildir; çoğu zaman, kendinle bağının zayıfladığı bir dönemin işaretidir. İnsan bazen kalabalıklar içinde bile “bana ait değilmişim gibi” hisseder. Bu duygu, görülmeme, anlaşılmama ya da geçmişte tekrarlanan dışlanma deneyimlerinden beslenebilir.

 

Aidiyet hissi azaldığında, kişi çevresine değil çoğu zaman kendine de yabancılaşır. “Ben kimim?” ya da “nerede kendim gibi hissederim?” soruları akla gelir. Bu noktada mesele, dış dünyada bir yer bulmaktan çok, içsel bir uyum alanı inşa edebilmekle ilgilidir.

 

Terapötik süreçte bu duygunun kökenine bakmak, kişinin geçmişte nerede görülmediğini, nerede sustuğunu veya kendini geri çektiğini fark etmesine yardımcı olur. Çünkü aidiyet, çoğu zaman kendini tanımakla ve kendine alan açmakla yeniden kurulur.

Romantik İlişkilerde Aidiyet Hissi

Bir ilişkide seviliyor olmak, her zaman ait hissediyor olmak anlamına gelmez. Bazı ilişkilerde fiziksel yakınlık olsa da duygusal olarak uzak hissedebiliriz. Bu durum çoğu zaman “gerçekten bağ kuramama”, “kendimi güvende hissedememe” ya da “tam olarak kabul görmeme” duygularından kaynaklanır.

 

Aidiyet hissi ilişkilerde, yalnızca birlikte vakit geçirmekle değil; duygusal olarak görülmek, anlaşılmak ve kabul edilmek ile şekillenir. Eğer kişi geçmişte güvenin zedelendiği deneyimler yaşadıysa, sevildiği bir ilişkide bile kendini dışarıda hissedebilir.

 

Bazen bu his, karşı tarafla değil — kendi içimizle kurduğumuz ilişkiyle ilgilidir. “Ben olduğum haliyle bu ilişkide var olabilir miyim?” sorusu, aidiyetin merkezindedir.

Terapötik süreçte bu duygunun izini sürmek, kişinin ilişkide hangi noktalarda kendini geri çektiğini, ne zaman savunmaya geçtiğini veya görünmez hissettiğini fark etmesine yardımcı olur.

Aidiyet Hissinin Sessiz Çağrısı, Görülme ve Anlaşılma İhtiyacı

Aidiyet, çoğu zaman sesini çıkarmadan kendini hissettiren bir ihtiyaçtır. İnsan, anlaşılmadığında veya görülmediğinde yalnızca dış dünyadan değil, kendinden de uzaklaşmaya başlar.

Bu uzaklaşma bir tür sessizliktir — bazen bir ortamda söze girememek, bazen duygularını ifade etmekten çekinmek, bazen de kimse gerçekten anlamayacakmış gibi hissetmektir.

Oysa görülmek, insanın varlığının onaylanması gibidir.

Aidiyet hissi tam da burada filizlenir: görünür olabildiğin, duygularının karşılık bulduğu, olduğun gibi kabul edildiğin ilişkilerde.

Kaynakça:

Belonging: A review of conceptual issues, an integrative framework. (2021). / Derleme makale.

Sıkça Sorulan Sorular

Aidiyet eksikliği; yalnızlık hissi, değersizlik duygusu, sosyal kaygı ve bazen depresif belirtilerle kendini gösterebilir. Kişi çevresiyle bağ kurmakta zorlanabilir.
Evet. Aidiyet, sadece doğuştan gelen bir duygu değil, sonradan da öğrenilebilir ve güçlendirilebilir. Güvenli ilişkiler kurmak, kendini tanımak ve topluluklara aktif katılmak bu süreci destekler.
Terapide, danışanın aidiyetle ilgili geçmiş deneyimleri, güven duygusu ve ilişkisel örüntüleri çalışılır. Terapi süreci, kişinin kendini kabul görmüş hissettiği bir ilişki modeli kurmasına da yardımcı olur.
Etiketler
kimlik arayışıaidiyet hissikimlik krizigençlerde kimlik sorunupsikolojik aidiyeterikson kimlik kuramıterapi ile kimlik bulma
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış