Uyku Apnesi Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri
Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun tekrar tekrar durması veya azalmasıyla karakterize ciddi bir uyku bozukluğudur. Tedavi edilmediğinde kalp krizi, hipertansiyon ve ani ölüm gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bu hastalık, CPAP cihazı ve yaşam tarzı değişiklikleriyle kontrol altına alınabilir.
Uyku Apnesi Nedir?
Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun geçici olarak durması veya belirgin şekilde azalmasıyla karakterize edilen ciddi bir uyku bozukluğudur. Bu durum, kandaki oksijen seviyesinin düşmesine ve beynin kısa süreli uyanışlarla solunumu yeniden başlatmasına neden olur. Bir solunum olayının apne olarak tanımlanabilmesi için en az 10 saniye sürmesi ve solunum genliğinde belirli oranda azalma olması gerekir. Bu tıkanıklık birkaç saniyeden dakikalara kadar sürebilir ve gece boyunca yüzlerce kez tekrarlayabilir.
Uyku apnesi, uykusuzluktan (insomnia) sonra en sık karşılaşılan uyku hastalıkları arasında yer alır. Türkiyede görülme sıklığının %5 ile %10 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Uyku apnesi yaşayan kişiler gece boyunca defalarca uyanır, ancak bu uyanmaların çoğunu sabah hatırlamazlar. Bu durum kişinin ertesi gün yorgun, halsiz ve dinlenmemiş hissetmesine neden olur. Yeterli süre uyuduklarını düşünseler bile sabahları yorgun kalkarlar ve gün içinde aşırı uyku hali yaşarlar.
Uyku Apnesi Türleri Nelerdir?
Uyku apnesi, nedenlerine göre üç ana türe ayrılır ve her birinin kendine özgü özellikleri vardır:
Obstrüktif Uyku Apnesi (OUA): En sık görülen uyku apnesi tipidir ve genel popülasyonda en yaygın tespit edilen formdur. Kişi nefes almaya çalışsa da üst solunum yollarında fiziksel bir tıkanıklık meydana gelir. Boğazdaki kasların, özellikle dilin ve yumuşak damağın uyku sırasında aşırı gevşemesi sonucu hava yolu daralır veya tamamen kapanır. Obezite, büyük bademcikler, geniz eti, boyun çevresinin kalın olması ve alt çenenin geride olması gibi faktörler hava yolunun tıkanmasına zemin hazırlar. Bu tipe genellikle şiddetli horlama eşlik eder.
Santral (Merkezi) Uyku Apnesi: Daha nadir görülen bu türde solunum yollarında fiziksel bir tıkanıklık söz konusu değildir. Problem, beynin solunumu kontrol eden kaslara doğru sinyalleri gönderememesinden kaynaklanır. Beyin geçici olarak nefes alma komutunu vermeyi durdurur. Bu durum genellikle kalp yetmezliği, inme veya bazı nörolojik hastalıklar gibi altta yatan sağlık sorunlarıyla ilişkilidir. Santral uyku apnesi olan kişilerde genellikle horlama görülmez.
Mikst (Karma) Uyku Apnesi: Hem obstrüktif hem de santral uyku apnesinin özelliklerini taşıyan bu tip, her iki durumun bir arada görüldüğü vakaları ifade eder. Genellikle obstrüktif bir başlangıçla ortaya çıkar ve ardından santral bir bileşen eklenir.
Uyku Apnesi Belirtileri Nelerdir?
Uyku apnesinin en belirgin semptomu uykuda solunumun durmasıdır. Ancak çoğu kişi geceleri solunumlarının durduğunun farkında olmaz. Bu nedenle belirtilerin bir kısmı gece, bir kısmı ise gündüz ortaya çıkar.
Gece görülen belirtiler: Yüksek sesle ve kaba horlama (uyku apnesi olan kişilerde 3-4 kat daha fazla görülür), başka birinin şahit olduğu uykuda solunum durması atakları, uyku sırasında nefes almakta zorluk çekme, boğulma hissiyle ani uyanma, sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, gece terlemesi, sık idrara çıkma ve ağız kuruluğuyla uyanma bu belirtiler arasında sayılabilir.
Gündüz görülen belirtiler: Sabah yorgun ve dinlenmemiş uyanma, sabah baş ağrısı, gün içinde aşırı uyku hali ve yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu ve dikkat eksikliği, unutkanlık, depresyon ve ruh hali değişiklikleri, sinirlilik ve huzursuzluk, cinsel isteksizlik ve erkeklerde iktidarsızlık bu belirtiler arasındadır. Uyku apnesi olan kişiler işte çalışırken, televizyon seyrederken, okurken ve hatta araba kullanırken uyuklayabilirler. Bu durum iş ve trafik kazası riskini 3-5 kat artırır.
Uyku Apnesi Nedenleri ve Risk Faktörleri
Uyku apnesinin temelinde solunum yolunun uyku sırasında açık kalamaması yatar. Obstrüktif uyku apnesi, boğaz arka kısmında yer alan kasların gevşemesi sonucu meydana gelir. Bu kasların temel fonksiyonu yumuşak damağı destekleyerek küçük dil ve bademcik gibi yapıların yan taraflarda tutulmasını sağlamaktır. Kaslar gevşediğinde hava yolları daralır ve tamamen kapanabilir.
Anatomik faktörler: Büyük bademcikler ve geniz eti (çocuklarda en sık neden), kalın boyun çevresi, dar hava yolları, alt çenenin geride olması, burun yapısındaki bozukluklar (septum deviasyonu, konka hipertrofisi) ve yumuşak damak sarkması anatomik faktörler arasında sayılabilir.
Yaşam tarzı faktörleri: Obezite ve fazla kilo (uyku apnesi olan kişilerin yaklaşık yarısı aşırı kiloludur), sigara kullanımı (üst solunum yolunda şişmeye neden olur), alkol tüketimi (boğaz kaslarını gevşetir), uyku ilaçları ve sakinleştiriciler ile sırt üstü uyuma pozisyonu yaşam tarzı faktörleri arasındadır.
Santral uyku apnesi nedenleri arasında ise kalp yetmezliği, inme, beyin hasarı veya tümörleri, nörolojik hastalıklar (Parkinson gibi) ve yüksek irtifa yer alır.
Uyku Apnesi Kimlerde Daha Sık Görülür?
Uyku apnesi belirli demografik özelliklere ve sağlık durumlarına sahip kişilerde daha sık görülür. Görülme sıklığının erkeklerde %4, kadınlarda %2 olduğu bildirilmiştir. Erkeklerde 2-3 kat daha fazla görülür, ancak kadınlarda menopoz döneminden sonra hormonal değişikliklere bağlı olarak sıklık artar.
Yaş: Her yaşta görülebilirse de en sık 40-65 yaş arasında karşımıza çıkar. Orta yaş üzerindeki erişkinlerde gençlere göre 2-3 kat daha sıktır.
Vücut yapısı: Obez kişilerde zayıf bireylere göre 3 kat daha fazla görülür. Kısa ve kalın boyunlu kişilerde, boyun çevresi erkeklerde 43 cm, kadınlarda 38 cm üzerinde olanlarda risk artar.
Genetik yatkınlık: Ailede uyku apnesi öyküsü olan kişilerde görülme olasılığı daha yüksektir. Genetik faktörler özellikle yüz ve çene yapısı gibi anatomik özellikleri etkileyerek riski artırır.
Eşlik eden hastalıklar: Hipertansiyon, diyabet, kalp hastalıkları, tiroid hastalıkları (özellikle hipotiroidi), astım ve kronik akciğer hastalıkları ile burun alerjileri olan kişilerde uyku apnesi daha sık görülür.
Uyku Apnesi Tehlikeli mi? Komplikasyonlar
Uyku apnesi tedavi edilmediğinde birçok ciddi sağlık sorununa yol açabilir. Apne sırasında kandaki oksijen seviyesinin ani düşmesi (hipoksi), vücutta stres durumu yaratır ve birçok sistemi olumsuz etkiler.
Kardiyovasküler komplikasyonlar: Uyku apnesi olan kişilerin yaklaşık yarısında hipertansiyon eşlik etmektedir. Gece boyunca tekrarlayan oksijen düşüşleri kan basıncının artmasına, kalp ve damar sisteminin zorlanmasına neden olur. Bu durum kalp krizi, kalp yetmezliği, inme (felç) ve atriyal fibrilasyon gibi düzensiz kalp atışı riskini önemli ölçüde artırır. Araştırmalar, orta ve şiddetli uyku apnesi hastalarının kalp krizi geçirme riskinin 2-3 kat daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Metabolik komplikasyonlar: Uyku apnesi insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini artırır. Hormonal dengesizlikler kilo alımını kolaylaştırır ve metabolik sendroma zemin hazırlar.
Ani ölüm riski: Uyku apnesi olan hastalar olmayanlara göre uykuda 3 kat daha fazla ölüm riskine sahiptir. Kalp hastalığı olan kişilerde oksijen düşüşlerinin kalp krizine bağlı uykuda ani ölüm riskini artırdığı bilinmektedir. Özellikle 60 yaş üstü, şiddetli apnesi olan veya çok düşük oksijen seviyelerine sahip kişilerde ani ölüm daha yaygındır.
Uyku Apnesi Tanısı Nasıl Konulur?
Uyku apnesi tanısı için altın standart polisomnografi (PSG) yani uyku testidir. Bu test, uyku laboratuvarında bir gece yatırılarak yapılır ve uyku sırasında birçok vücut fonksiyonunu ölçer.
Polisomnografide ölçülen parametreler: Beyin dalgaları (EEG), göz hareketleri (EOG), kas aktivitesi (EMG), kalp ritmi (EKG), solunum hareketleri ve hava akımı, kan oksijen düzeyi (pulse oksimetri), horlama sesi, vücut pozisyonu ve bacak hareketleri ölçülür.
Apne-Hipopne İndeksi (AHİ): Uykunun her saatindeki nefes durma veya azalma sayısına AHİ denir ve buna göre hastalığın şiddeti belirlenir. AHİ 5-15 arası hafif, 15-30 arası orta, 30 üzeri ağır uyku apnesi olarak tanımlanır. Saatte 5 ve üzeri solunum durması veya azalması saptanması durumunda uyku apnesi tanısı konur.
Tanı süreci: Öncelikle hastanın şikayetleri dinlenir, gündüz uykululuk miktarı Epworth Uykululuk Skalası gibi ölçeklerle değerlendirilir. Kilo, boy, bel ve boyun çevresi ölçümleri alınır. KBB muayenesi ile üst hava yolları incelenir. Gerekli görüldüğünde hasta uyku merkezine yatırılır. Son yıllarda seyyar cihazlar sayesinde uyku testi evde de yapılabilmektedir.
Uyku Apnesi Tedavi Yöntemleri
Uyku apnesi tedavisi, hastalığın şiddetine ve altta yatan nedenlere bağlı olarak değişir. Hafif vakalarda yaşam tarzı değişiklikleri yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda cihaz tedavisi veya cerrahi gerekebilir.
CPAP (Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı) Tedavisi: Uyku apne sendromunun bilinen en etkili tedavi yöntemidir. Burun veya hem ağız hem burun bölgesine takılan bir maske aracılığıyla her hasta için özel olarak ayarlanmış basınçta hava verilerek hava yolunun uyku süresince açık kalması sağlanır. CPAP tedavisi apne olaylarını ortadan kaldırır, uyku kalitesini artırır, horlama ve oksijen düşmelerini düzeltir. Hastanın cihazını evde her gece ve tüm uyku süresince kullanması istenir. Farklı maske tipleri mevcuttur: sadece burunu kapatan nasal maskeler, hem ağız hem burnu kapatan oronazal maskeler ve burun yastıkçıkları.
Diğer PAP cihazları: Auto-CPAP (otomatik basınç ayarlı), BiPAP (iki seviyeli basınç), ASV ve AVAPS gibi cihazlar da kullanılabilir. Hasta uyumu çok önemlidir ve her hastaya özel cihaz ve maske tipi belirlenmelidir.
Ağız İçi Araçlar (Oral Aparatlar): Hafif ve orta derecede uyku apnesi olan, CPAP kullanamayan veya tercih etmeyen hastalara alternatif olarak önerilebilir. Diş hekimi tarafından kişiye özel hazırlanan bu aparatlar, alt çeneyi öne çekerek hava yolunun açık kalmasını sağlar.
Uyku Apnesi Ameliyatı: Cerrahi Tedavi Seçenekleri
CPAP tedavisinin yeterli olmadığı veya anatomik tıkanıklıkların bulunduğu durumlarda cerrahi tedaviye başvurulabilir. Ameliyatın amacı hava yollarını genişletmek ve solunum kesintilerini önlemektir.
Uvulopalatofaringoplasti (UPPP): Uyku apnesi sendromlu hastalarda en sık uygulanan ameliyat tekniğidir. Küçük dil (uvula), yumuşak damak ve boğaz arkasındaki fazla dokular alınarak hava yolu genişletilir. Basit horlama hastalarının %80inde, uyku apnesi hastalarının %50-75inde başarılı olmaktadır.
Bademcik ve Geniz Eti Ameliyatı: Özellikle çocuklarda görülen uyku apnesinde oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Büyümüş bademcik ve geniz eti çıkarılarak solunum yolu açıklığı sağlanır.
Burun Ameliyatları: Septum deviasyonu (burun kemiği eğriliği) veya konka hipertrofisi (burun eti büyümesi) varsa bunların cerrahi olarak düzeltilmesi gerekir.
Dil Kökü Ameliyatları: Dil kökünün büyük olduğu hastalarda radyofrekans ablasyon veya robotik cerrahi ile dil kökü küçültülür.
Çene İlerletme Ameliyatı: Alt ve üst çenenin öne alınmasıyla (maksillomandibular ilerleme) hava yolu genişletilir. İleri vakalarda tercih edilir.
Lazer Destekli Cerrahi: Minimal invaziv yöntemlerle yumuşak damak, küçük dil ve dil kökü dokularının küçültülmesi sağlanır. İyileşme süresi daha kısa ve ağrı daha azdır.
Uyku Apnesinde Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Öneriler
Uyku apnesi tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri hem tek başına (hafif vakalarda) hem de diğer tedavilerle birlikte (orta-ağır vakalarda) çok önemli bir yere sahiptir.
Kilo verme: Uyku apnesi tedavisinde en önemli yaşam tarzı değişikliğidir. Birkaç kilo vermek bile semptomları belirgin şekilde iyileştirebilir. Boğaz çevresindeki yağ dokusu azaldığında hava yolu daha açık kalır. Gerekirse bariyatrik cerrahi önerilebilir.
Uyku pozisyonu: Sırt üstü yatmak hava yollarını daha fazla tıkar. Yan yatarak uyumak apne ataklarını azaltabilir. Pozisyonel apne olan hastalarda pijama sırtına tenis topu konulması veya özel yastıklar kullanılması önerilir.
Alkol ve sigaradan kaçınma: Alkol boğaz kaslarını gevşetir ve hava yolunu daraltır. Sigara üst solunum yolunda iltihaplanma ve şişmeye neden olur. Özellikle yatmadan önce alkol tüketiminden kaçınılmalıdır.
Uyku hijyeni: Düzenli uyku saatleri, yeterli uyku süresi, uyku öncesi kafein ve ağır yemeklerden kaçınma önemlidir. Uyku ilaçları ve sakinleştiriciler boğaz kaslarını gevşetebileceğinden dikkatli kullanılmalıdır.
Eşlik eden hastalıkların tedavisi: Hipertansiyon, diyabet, tiroid hastalıkları ve burun alerjileri gibi eşlik eden durumların tedavisi uyku apnesinin kontrolüne katkı sağlar.
Ne zaman doktora başvurmalı? Yüksek sesle horlama, tanıklı solunum durması, sabah yorgun uyanma, gün içinde aşırı uyku hali yaşıyorsanız mutlaka bir uzmana başvurun. Göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz (KBB) veya nöroloji uzmanları uyku apnesi tanı ve tedavisi için başvurulacak uzmanlardır.
Kaynakça:
1. American Academy of Sleep Medicine. (2014). International Classification of Sleep Disorders (ICSD-3). Darien, IL: American Academy of Sleep Medicine.
2. Epstein, L. J., et al. (2009). Clinical guideline for the evaluation, management and long-term care of obstructive sleep apnea in adults. Journal of Clinical Sleep Medicine, 5(3), 263-276.
3. Young, T., et al. (2002). Epidemiology of obstructive sleep apnea: a population health perspective. American Journal of Respiratory and Critical Care Medicine, 165(9), 1217-1239.
Sıkça Sorulan Sorular
Uyku apnesi, uyku sırasında solunumun en az 10 saniye süreyle durması veya belirgin şekilde azalmasıyla karakterize edilen ciddi bir uyku bozukluğudur. Bu durum kandaki oksijen seviyesinin düşmesine ve uyku kalitesinin bozulmasına neden olur.
En yaygın belirtiler arasında yüksek sesle horlama, uykuda tanıklı solunum durması, boğulma hissiyle uyanma, sabah yorgun uyanma, gün içinde aşırı uyku hali, sabah baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu ve ağız kuruluğuyla uyanma yer alır.
Evet, tedavi edilmeyen uyku apnesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Kalp krizi, inme, hipertansiyon, kalp yetmezliği ve tip 2 diyabet riskini artırır. Uyku apnesi olan hastalar olmayanlara göre uykuda 3 kat daha fazla ani ölüm riskine sahiptir.
Tanı için altın standart polisomnografi (uyku testi) testidir. Hastane veya uyku laboratuvarında bir gece yatırılarak beyin dalgaları, solunum, oksijen düzeyi, kalp ritmi gibi parametreler ölçülür. Saatte 5 ve üzeri apne saptanırsa tanı konur.
CPAP (Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı), uyku apnesinin en etkili tedavi yöntemidir. Maske aracılığıyla belirli basınçta hava vererek uyku sırasında hava yolunun açık kalmasını sağlar, böylece nefes kesilmelerini ve horlamayı engeller.
Uyku apnesi şikayetleriyle göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz (KBB) veya nöroloji bölümlerine başvurulabilir. Uyku laboratuvarlarında yapılan testler tanı sürecinde önemlidir.
Uyku apnesinin kesin tedavisi kişiye ve hastalığın nedenine göre değişir. CPAP cihazı en etkili tedavi yöntemidir. Ayrıca kilo verme, yaşam tarzı değişiklikleri, ağız içi aparatlar ve cerrahi müdahaleler (bademcik/geniz eti ameliyatı, UPPP) kalıcı çözüm sağlayabilir.