Gece Kaygısı

Gece Kaygısı

Geceleri artan kaygının psikolojik nedenlerini, sessizlik ve kaçınma davranışlarının bu döngüyü nasıl güçlendirdiğini bilimsel temelde ele alıyoruz.

Gece Anksiyetesi

Gün içinde dikkatimizi dağıtan pek çok şey vardır: işler, konuşmalar, ekranlar, rutinler… Ancak gece olduğunda tüm bu uyaranlar azalır ve zihnin sesleri daha belirgin hâle gelir. Bastırılmış endişeler, ertelenmiş duygular ve gün boyunca arka planda kalan düşünceler sessizlikle birlikte yüzeye çıkar. Bu yüzden geceleri artan kaygı “yeni bir durum” değil; sadece görünür hâle gelen bir iç yoğunluktur. Birçok kişi bunu ilk kez yaşarken şaşırsa da aslında zihnin doğal bir tepkisidir.

Bedensel Yüklenmenin Geceleri Kendini Belli Etmesi

Gün boyunca yaşanan stres bedende birikir. Kalp atımlarındaki değişimler, nefes ritminin bozulması veya kas gerginliği gece sakinleşme anında daha fark edilir olur. Beden yavaşladığında, gün içindeki yükler adeta “yer açıp” kendini göstermeye başlar. Bu fizyolojik durum, kişiye kontrolü kaybettiği hissini verebilir. Oysa çoğu zaman bedeni dinlendirme moduna geçirmeden yatmaya çalışmak kaygıyı tetikleyen en önemli etkenlerden biridir.

Duyguları Susturmaya Çalışmanın Ters Etkisi

Gece artan kaygının temel sebeplerinden biri de kaçınmadır. İnsanlar yatarken “düşünmemeliyim, rahatlamalıyım” diye kendini zorlar. Fakat zihne gelen düşünceleri bastırmaya çalışmak onları daha da güçlendirir. Bu durum “düşünce-yasaklama paradoksu” olarak bilinir. Yani zihni susturmaya çalıştıkça, zihnin sesi daha da yükselir. Bu sebeple birçok kişi yatmadan önce gerginleşir, uykuya dalma süresi uzar ve kaygı yoğunlaşır.

Gece Kaygısının Sosyal Etkisi

Kaygı arttığında kişiler genellikle iç dünyasına çekilir, kimseyi rahatsız etmek istemez, destek istemekte zorlanır. Gece yarısı bu yalnızlaşma daha belirgin hâle gelir. “Bu düşüncelerle tek başımayım” hissi kaygıyı daha da büyütür. Oysa duygusal zorlanmaların geceleri artması, kişinin zayıf olmasından değil; ortamın sessizliğinden ve zihnin kendine alan bulmasından kaynaklanır. Bu durum birçok kişide görülür ve oldukça yaygındır.

Geceleri Artan Kaygı Döngüsünü Kırmak Mümkün Mü

Evet, mümkündür. Gece kaygısının anlaşılması ve düzenlenmesi için öncelikle bunun “gerçek bir tehlike” değil, zihnin yoğunlaşmış bir hâli olduğunun fark edilmesi önemlidir. Düzenli uyku rutini, gün içinde duyguları işlemeye alan açmak ve yatma öncesi zihni hazırlamak döngüyü ciddi şekilde azaltır. Bununla birlikte bu süreçte bir uzmanla çalışmak da kişinin iç sesini anlamlandırmasına ve kaygı döngüsünü kırmasına önemli ölçüde yardımcı olur.

Kaynakça:

• American Psychological Association – Anxiety and Sleep
• Cognitive Behavioral Therapy Foundations – Thought Suppression Paradox
• Clinical Handbook of Anxiety Disorders, 2021

Sıkça Sorulan Sorular

Gün içinde zihni meşgul eden birçok uyaran olduğu için kaygının sesi bastırılır. Ancak gece bu uyaranlar ortadan kalktığında düşünceler daha belirgin hâle gelir. Bu nedenle kaygı “artmış gibi” hissedilir; aslında yalnızca daha görünür hâle gelir.
Zihni zorla susturmaya çalışmak kaygıyı artırır. Bunun yerine yatmadan önce kısa bir nefes düzenleme, hafif bir gevşeme rutini ve günün duygularını yazmak gibi teknikler uyku geçişini kolaylaştırır. Bu süreçte beden ve zihin aynı anda gevşemeye yönlendirildiğinde uyku çok daha rahatlaşır.
Yoğun kaygı atakları korkutucu olabilir ancak bunlar çoğu kişide görülen bir stres tepkisidir. Gece yaşanması, bunun daha tehlikeli olduğu anlamına gelmez. Düzenli destek ve doğru tekniklerle bu atakların sıklığı ve şiddeti belirgin şekilde azalır.
Etiketler
gece kaygısıanksiyeteuyku sorunlarıkaçınma davranışıiç sesstresbilişsel süreçlerpsikoloji
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış