Terapiyi Ertelemek

Terapiyi Ertelemek

Terapiyi erteleyen kişilerin ortak zihinsel süreçleri ve bu ertelemenin nedenleri ele alınmaktadır.

Ertelemenin Güvenli Alan Hissi Yaratması

Terapiye başlama düşüncesi çoğu zaman bir rahatlama ihtiyacıyla ortaya çıkar, ancak aynı anda kişide bir huzursuzluk da yaratır. Bu huzursuzluk, zihnin tanıdık olana tutunma eğiliminden beslenir. Kişi mevcut durumundan memnun olmasa bile, bildiği duygular ve sorunlar ona daha güvenli gelir. Terapi ise bilinmeyen bir süreci temsil eder. Bu nedenle zihin, “şu an çok da kötü değilim” ya da “biraz daha bekleyebilirim” gibi düşüncelerle ertelemeyi koruyucu bir strateji gibi sunar. Bu döngü kısa vadede rahatlatıcı olsa da uzun vadede kişinin aynı noktada kalmasına neden olur.

Sorunun Yeterince Büyük Olmadığına Kendini İkna Etme

Terapiyi erteleyen birçok kişi, yaşadıklarının terapiye “yetecek kadar ciddi” olmadığına inanır. Başkalarının daha zor deneyimler yaşadığını düşünerek kendi duygularını küçümser. Bu zihinsel karşılaştırma, kişinin yardım istemesini gereksiz hissetmesine yol açar. Oysa terapiye başlamak için bir kriz yaşamak gerekmez. Sürekli ertelenen bu düşünce, kişinin kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmesine ve zamanla duygusal yükün artmasına neden olur. Zihin bu noktada mantıklı gerekçeler üretse de, aslında değişimden kaçınmayı sürdürür.

Kontrol Kaybı Korkusunun Devreye Girmesi

Terapi süreci, kişinin iç dünyasına daha yakından bakmasını gerektirir. Bu durum bazı kişiler için kontrol kaybı hissi yaratır. “Ne konuşacağımı bilmiyorum”, “duygularımı açarsam toparlayamam” gibi düşünceler bu noktada ortaya çıkar. Zihin, kontrolü kaybetme ihtimalini tehdit olarak algılar ve kişiyi geri çeker. Bu nedenle erteleme, aslında kontrolü elde tutma çabasının bir parçası hâline gelir. Kişi terapiye başlamadıkça kendini daha güvende hissedeceğini düşünür.

Geçici Rahatlamalarla Sorunu Öteleme

Terapiyi erteleyen kişiler çoğu zaman geçici çözümlerle kendilerini idare etmeye çalışır. Dikkatini başka alanlara yöneltmek, daha az düşünmeye çalışmak ya da “zamanla geçer” demek bu çözümlerden bazılarıdır. Bu yöntemler kısa süreli bir rahatlama sağlasa da temel sorunu ortadan kaldırmaz. Zihin, bu geçici rahatlamaları gerekçe olarak kullanarak terapiyi gereksiz göstermeye devam eder. Böylece kişi aynı döngüyü tekrar tekrar yaşar.

Hazır Hissetme Yanılsaması

Terapiye başlamak için “tam olarak hazır olmayı” beklemek sık görülen bir zihinsel tuzaktır. Kişi, kendini daha güçlü hissettiğinde ya da hayatı biraz düzene girdiğinde terapiye başlayacağını düşünür. Ancak bu hazır olma hâli çoğu zaman gerçekleşmez. Çünkü terapiye başlamak, hazır olmaktan çok bir adım atma meselesidir. Zihin bu noktada mükemmel zamanı bekleyerek ertelemeyi sürdürür. Oysa değişim genellikle hazır hissetmeden başlar.

Kaynakça:

1. American Psychological Association. (2023). Understanding psychotherapy and readiness for change.
2. Norcross, J. C., & Wampold, B. E. (2018). What works for whom: Tailoring psychotherapy to the person.
3. Prochaska, J. O., & DiClemente, C. C. (1983). Stages and processes of self-change of smoking.
4. Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2012). Acceptance and Commitment Therapy: The Process and Practice of Mindful Change.

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır, terapiye başlamak için kriz yaşamak şart değildir; duygusal zorlanma hissetmek yeterlidir.
Evet, birçok kişi terapi fikriyle karşılaştığında benzer erteleme döngüleri yaşayabilir.
Evet, online terapi daha ulaşılabilir olduğu için başlama eşiğini düşürebilir.
Etiketler
terapiyi ertelemeterapiye başlamakonline terapipsikolojik destekterapi sürecipsikoloğa gitmekdeğişim korkusuduygusal kaçınmazihinsel süreçlererteleme davranışıpsikolojik farkındalıkiçsel çatışmaterapiye hazır hissetmekdestek alma süreci
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış