Travma ve Disosiasyon

Travma ve Disosiasyon

Disosiasyon, travmatik deneyimler sonucu gelişen zihinsel bir savunma mekanizmasıdır. Bilinç, hafıza ve kimlik algısının bölünmesi ile karakterize olan bu durum, uygun terapi yöntemleri ile tedavi edilebilir.

Disosiyasyon Nedir?

Disosiyasyon, insanların zorlu ve genellikle travmatik deneyimlerle başa çıkmak için geliştirdikleri zihinsel bir savunma mekanizmasıdır. Bu terim, özellikle psikoloji ve psikoterapi alanlarında önemli bir yer tutar ve bireylerin bilinçlerinin farklı düzeylerde değişime uğradığı durumları tanımlar.

Disosiyasyon, normalde kesintisiz bir bütün olarak işleyen bilinç, hafıza, kimlik veya çevre algısının, çeşitli seviyelerde bölünmesi ya da kesintiye uğraması anlamına gelir. Bu durumda kişi, yaşadığı olayların ya da hislerin farkında olmayabilir, sanki bu olaylar başka birinin başına geliyormuş gibi hissedebilir veya bir çeşit hayal dünyasına kaçabilir.

Disosiyasyonun Belirtileri

Gerçeklikten Kopma (Depersonalizasyon ve Derealizasyon): Kişi kendi bedenine ya da çevresine yabancılaşabilir. Kendi bedenine dışarıdan bakıyormuş gibi hissedebilir (depersonalizasyon) ya da çevresindekilerin gerçek olmadığı, bir rüya gibi hissetmesi durumu (derealizasyon) ortaya çıkabilir.

Zaman Kaybı: Birey, belirli bir zaman diliminde ne yaşadığını hatırlamayabilir. Saatler, günler ya da daha uzun süreler boyunca yaşanan olaylar hakkında bir boşluk hissedebilir. Bu durum normal unutkanlıktan farklıdır.

Kimlik Bozukluğu: Kişi birden fazla kimlik ya da karakter geliştirebilir. Bu durum disosiyatif kimlik bozukluğu (eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu) olarak bilinir ve en ciddi disosiyatif bozukluk türüdür.

Hafıza Kaybı: Kişi önemli olayları veya bilgileri unutabilir, özellikle de travmatik olaylarla ilgili anılarını bastırabilir. Bu tür hafıza kayıpları seçici ve spesifiktir.

Disosiyasyon Neden Olur?

Disosiyasyonun altında yatan en yaygın nedenler arasında çocukluk döneminde yaşanan ağır travmalar yer alır. Fiziksel, duygusal ya da cinsel istismar, ihmal veya büyük kayıplar yaşayan kişiler, bu olaylarla başa çıkabilmek için disosiyatif bir savunma geliştirebilirler.

Travma, beynin başa çıkamayacağı kadar büyük bir stres yarattığında, beyin bu olayları bilinçten uzaklaştırarak bir tür koruma sağlar. Ancak disosiyasyon sadece travma ile ilişkili değildir. Yoğun stres, depresyon, anksiyete ve belirli psikiyatrik rahatsızlıklar da disosiyatif belirtilere yol açabilir.

Disosiyasyonun Tedavisi

Disosiyasyon yaşayan bireyler için profesyonel destek almak oldukça önemlidir. Psikoterapi, disosiyatif bozuklukların tedavisinde en yaygın kullanılan yöntemdir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) ve travma odaklı terapi teknikleri, disosiyasyonun üstesinden gelmek için etkili olabilir.

Bu terapiler, bireyin travmatik anılarını güvenli bir şekilde işleyerek bu anılarla daha sağlıklı bir şekilde başa çıkmasını sağlar. Ayrıca bazı durumlarda ilaç tedavisi de önerilebilir, ancak bu genellikle disosiyasyonun diğer psikolojik rahatsızlıklarla bağlantılı olduğu durumlarda kullanılır.

Disosiyatif Bozuklukların Türleri ve Travmanın Nörobiyolojik Etkileri

Disosiyatif Kimlik Bozukluğu (DKB): Eski adıyla çoklu kişilik bozukluğu olarak bilinen bu durum, kişide iki veya daha fazla farklı kimlik durumunun gelişmesidir. Her kimlik farklı anılar, davranışlar ve kişilik özelliklerine sahip olabilir. Bu bozukluk genellikle çocukluk çağında yaşanan ciddi travmalardan kaynaklanır.

Disosiyatif Amnezi: Kişinin kendi hayatıyla ilgili önemli bilgileri hatırlayamaması durumudur. Bu bilgiler genellikle travmatik veya stresli olaylarla ilgilidir ve normal unutkanlıkla açıklanamaz. Seçici ve spesifik hafıza kayıpları söz konusudur.

Depersonalizasyon/Derealizasyon Bozukluğu: Kişinin kendisinden (depersonalizasyon) veya çevresinden (derealizasyon) kopuk hissetmesi durumudur. Sanki dışarıdan kendini izliyormuş ya da bir rüyada yaşıyormuş gibi hisseder.

Beyin ve Travma İlişkisi: Travmatik deneyimler beynin yapısını ve işleyişini kalıcı olarak değiştirir. Amigdala (korku merkezi) hiperaktif hale gelirken, hipokampus (hafıza merkezi) ve prefrontal korteks (mantıklı düşünce merkezi) fonksiyonları bozulur.

Stres Hormonu Sistemi: Kronik travma, HPA eksenini (hipotalamus-hipofiz-adrenal) bozar. Kortizol ve adrenalin gibi stres hormonları sürekli yüksek kalır, bu da fiziksel ve psikolojik sağlığı olumsuz etkiler.

Nöroplastisite ve İyileşme: İyi haber şu ki beyin plastiktir. Uygun terapi ve müdahalelerle, travmanın neden olduğu nörolojik değişiklikler büyük ölçüde onarılabilir. Beyin yeniden öğrenme ve uyum sağlama kapasitesine sahiptir.

Çocukluk Travması ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Kritik Gelişim Dönemleri: Çocukluk çağında yaşanan travmalar özellikle yıkıcıdır çünkü beyin hala gelişim halindedir. 0-3 yaş arası özellikle kritik bir dönemdir ve bu dönemde yaşanan travmalar derin izler bırakabilir.

Bağlanma Travması: Birincil bakım verenlerle güvenli bağlanma kurulamadığında, çocuk temel güven duygusunu geliştiremez. Bu durum yetişkinlik ilişkilerini ciddi şekilde etkiler ve güven problemlerine yol açar.

Kompleks TSSB: Uzun süreli, tekrarlayan travmalar sonucu gelişir. Kişinin kimlik duygusu, duygu düzenleme yeteneği ve ilişki kurma becerisi ciddi şekilde bozulur. Bu durum, tek seferlik travmadan kaynaklanan TSSB'den daha karmaşık ve tedavisi daha zordur.

TSSB Tanı Kriterleri: Yaşamı tehdit eden bir olaya maruz kalmak, tekrarlayan anılar (flashback'ler), kaçınma davranışları, olumsuz düşünce ve duygu değişiklikleri, aşırı uyarılmışlık en temel kriterlerdir. Bu belirtiler en az bir ay sürmeli ve günlük yaşamı etkilemelidir.

Tetikleyici Faktörler: Belirli sesler, kokular, görüntüler veya dokunuşlar travmatik anıları geri getirerek disosiyatif episodları tetikleyebilir. Bu tetikleyiciler çoğunlukla travma anıyla ilişkili duyusal ipuçlarıdır.

Flashback Deneyimi: Kişi geçmişte yaşanan travmatik olayı sanki şu anda yaşıyormuş gibi hisseder. Bu sırada zaman ve mekan algısı bozulur, gerçeklik ile geçmiş karışır. Flashback'ler son derece rahatsız edici ve korkutucu olabilir.

Travma Tedavi Yaklaşımları ve İyileşme Süreci

EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing): Göz hareketleri kullanarak travmatik anıların işlenmesini sağlayan etkili bir terapi yöntemidir. Beyin hemisferlerini dengeleyerek travmanın etkisini azaltır. Bilimsel araştırmalarla desteklenen, kanıta dayalı bir tedavi yöntemidir.

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Travma sonrası gelişen olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye odaklanan bir yaklaşımdır. Kişi, olaylara dair yanlış yorumlarını fark eder ve daha işlevsel düşünce tarzları geliştirir.

Somatic Experiencing (SE): Bedensel duyumlara odaklanan bu yaklaşım, travmanın vücutta oluşturduğu donmuş enerjiyi çözmeye odaklanır. Titreme, kas gevşemesi gibi doğal iyileşme tepkilerini destekler.

Internal Family Systems (IFS): Kişilik bölümlerini (parts) anlamaya ve entegrasyona odaklanan bu yaklaşım, özellikle disosiyatif bozukluklarda etkilidir. Her bir kişilik parçasının işlevini anlamak ve bütünleştirmek amaçlanır.

Güvenlik Hissi Yaratma: İyileşmenin ilk adımı güvenli bir ortam yaratmaktır. Bu hem fiziksel hem de duygusal güvenliği içerir. Stabil yaşam koşulları ve destekleyici ilişkiler kritiktir.

Duygu Düzenleme Becerileri: Nefes teknikleri, mindfulness, progresif kas gevşetme gibi yöntemlerle duyguları yönetmeyi öğrenmek önemlidir. Grounding teknikleri (5-4-3-2-1 tekniği gibi) kişiyi şimdiki ana getirmeye yardımcı olur.

Sosyal Destek Sistemleri: Güvenilir arkadaşlar, aile üyeleri, destek grupları iyileşme sürecinde vazgeçilmezdir. İzolasyon travmayı daha da kötüleştirir, bu nedenle sosyal bağlantılar korunmalıdır.

Anlam Arayışı: Travmaya anlam vermek, post-travmatik büyüme yaşamak mümkündür. Bazı kişiler travma sonrası daha güçlü, empatik ve bilge hale gelebilir. Bu süreç zaman alır ama mümkündür.

Yakınları İçin Rehber ve Önleme Stratejileri

Travmayı Anlama: Travma yaşayan kişinin davranışlarının travmaya karşı normal tepkiler olduğunu anlamak önemlidir. Sabırlı olmak ve yargılamamak gerekir. Kişinin tepkileri kasıtlı değil, travmanın sonucudur.

Güvenli İletişim: Travma mağdurlarıyla konuşurken sakin, destekleyici ve öngörülebilir olmak önemlidir. Ani hareketler ve yüksek sesler tetikleyici olabilir. Kişiye kontrol hissi vermek kritiktir.

Sınırları Rispekt Etme: Kişinin hayır deme hakkını tanımak, zorlamadan destek sunmak gerekir. Fazla sorgu sormak veya detay istememek önemlidir. Kişi hazır olduğunda paylaşacaktır.

Profesyonel Yardım Teşviki: Yakınlarınızı tedavi almaya teşvik edin ama zorlamayın. Tedavi sürecinde sabırlı olun ve destek verin. Tedavi uzun bir süreç olabilir.

Kendi Bakımınız: Travma mağduruna yardım ederken kendi ruh sağlığınızı da ihmal etmeyin. İkincil travmatizasyon yaşayabilirsiniz, gerektiğinde kendiniz de profesyonel destek alın.

Erken Müdahale Programları: Travma sonrası ilk günlerde ve haftalarda yapılan müdahaleler, TSSB gelişim riskini önemli ölçüde azaltabilir. Hızlı müdahale kritik önem taşır.

Dayanıklılık Geliştirme: Başa çıkma becerileri, sosyal destek sistemleri, özgüven geliştirme programları kişileri travmaya karşı daha dayanıklı hale getirir. Koruyucu faktörleri güçlendirmek önemlidir.

Umut Mesajı: Disosiyasyon ve travma iyileşebilir durumlardır. Doğru tedavi ve destekle insanlar travmalarını aşabilir, hatta daha güçlü hale gelebilirler. İyileşme mümkündür ve her zaman umut vardır. Profesyonel yardım almaktan çekinmeyin.

Kaynakça:

American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders (5th ed.). Arlington, VA: American Psychiatric Publishing.

Van der Kolk, B. A. (2014). The Body Keeps the Score: Brain, Mind, and Body in the Healing of Trauma. New York: Viking.

Putnam, F. W. (1989). Diagnosis and Treatment of Multiple Personality Disorder. New York: Guilford Press.

Steinberg, M. (1995). Handbook for the Assessment of Dissociation: A Clinical Guide. Washington, DC: American Psychiatric Press.

Brand, B. L., Loewenstein, R. J., & Spiegel, D. (2014). Dispelling myths about dissociative identity disorder treatment. Psychiatry, 77(2), 169-189.

Cozolino, L. (2014). The Neuroscience of Human Relationships: Attachment and the Developing Social Brain. New York: Norton.
Etiketler
disosiasyontravmadepersonalizasyonderealizasyontravmatik stresdissosiyatif bozukluklar
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış