Başkalarına Yetip Kendine Yetememe Hali

Başkalarına Yetip Kendine Yetememe Hali

Başkalarına yetmeye çalışırken kendini ihmal eden kişilerin duygusal yük ve tükenmişlik deneyimlerini ortaya koyuyor.

Sorumluluk almanın kimlik haline gelmesi

Bazı insanlar için sorumluluk almak bir görev değil, kimliktir. Çevresindeki herkesin ihtiyacını fark eder, eksikleri tamamlar, krizleri yönetir. Zamanla bu durum “iyi insan olmanın” şartı gibi algılanır. Ancak bu rol sürdükçe kişi kendi ihtiyaçlarını geri plana iter. Dinlenmek, durmak, yardım istemek lüks gibi hissedilir. Sürekli güçlü olma hali, kişinin kendisiyle temasını zayıflatır. Ne istediğini, neye ihtiyacı olduğunu ayırt edemez hale gelir. Bu noktada sorun sorumluluk almak değil, bu yükün tek taraflı ve sürekli hale gelmesidir.

Kendini ihmal etmenin normalleşmesi

Kendini ihmal eden kişiler genellikle bunun farkında değildir. “Şimdi sırası değil”, “önce şu bitsin” gibi düşüncelerle ihtiyaçlar ertelenir. Bu erteleme kısa vadede işe yarar gibi görünür ama uzun vadede duygusal bir boşluk yaratır. Kişi kendine ayırmadığı her alanı başkalarına verirken, içten içe tükenir. Yorgunluk sadece fiziksel değildir; zihinsel ve duygusaldır. En tehlikeli kısmı ise bu halin zamanla normalleşmesi ve kişinin bu durumu hayatın doğal bir parçası sanmaya başlamasıdır.

Sınır koyamamanın yarattığı içsel yük

Başkalarına yetip kendine yetememe halinin temelinde çoğu zaman sınır koyamama vardır. “Hayır” demek suçluluk yaratır, geri çekilmek bencillik gibi algılanır. Bu nedenle kişi kendi kapasitesini aşan sorumlulukları üstlenir. Dışarıdan fedakâr görünür ama iç dünyasında bastırılmış bir öfke ve kırgınlık birikir. Bu duygular ifade edilmediğinde içe yönelir ve kaygı, huzursuzluk ya da tükenmişlik olarak ortaya çıkar. Sınır koymak ilişkiyi bozmaz; aksine kişinin kendisiyle ilişkisini onarır.

Görünmeyen tükenmişlik süreci

Bu kişiler genellikle “çökmüş” görünmez. İşine gider, ilişkilerini sürdürür, hayat devam ediyormuş gibi görünür. Ancak içten içe bir kopukluk vardır. Keyif alma azalır, motivasyon düşer, her şey yapılması gereken bir görev haline gelir. Bu görünmeyen tükenmişlik fark edilmediğinde kronikleşir. Kişi kendini neden mutsuz hissettiğini açıklayamaz çünkü “her şey yolundadır”. Oysa sorun, kişinin kendisiyle olan bağının zayıflamış olmasıdır.

Kendine yetebilmenin yeniden öğrenilmesi

Kendine yetebilmek, kimseye yetmemek anlamına gelmez. Kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesi, onları ciddiye alması ve karşılamaya başlamasıdır. Bu süreç genellikle rahatsız edicidir çünkü kişi alıştığı rolün dışına çıkar. Ancak uzun vadede duygusal dengeyi yeniden kurar. Yardım istemek, durmak, sınır koymak öğrenilebilir becerilerdir. Bu beceriler geliştirildikçe kişi hem başkalarıyla hem de kendisiyle daha sağlıklı bir ilişki kurar.

Kaynakça:

American Psychiatric Association. (2022). DSM-5-TR: Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders
Maslach, C., & Leiter, M. P. (2016). Burnout
World Health Organization. (2023). Mental Health and Well-being

Sıkça Sorulan Sorular

Hayır. Bu durum öğrenilmiş bir baş etme biçimidir. Zamanla değiştirilebilir ve kişinin kendisiyle ilişkisi yeniden düzenlenebilir.
Her zaman değil. Ancak uzun süre devam ederse depresif belirtilere zemin hazırlayabilir ve profesyonel destek gerektirebilir.
Terapi, kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesini, sınır koymayı öğrenmesini ve yüklenilen rollerin duygusal bedelini anlamasını sağlar.
Etiketler
kendini ihmal etmebaşkalarını idare etmeduygusal yük taşımasürekli sorumluluk almapsikolojik yorgunlukgörünmeyen tükenmişlikduygusal ihmalöz bakım eksikliğimental yükyetişkinlerde tükenmişliksınır koyamamakendini ertelemebaşkalarına yetme halipsikolojik destekterapi süreciiçsel yorgunlukduygusal ihtiyaçlar
Online Terapi

Bu konu ile ilgili uzman terapistlerimizle hemen görüşebilirsiniz.

Terapistinle Tanış